Özbekistan

ÖZBEKISTAN HAKKINDA

ÜLKE PROFİLİ

Orta Asya’nın Maveraünnehir diye bilinen topraklarında yer alan Özbekistan, bu bölgedeki çok geç bağımsızlığını kazandığı hâlde ciddi bir ekonomik gelişme gösteren büyük bir ülkedir. Yaklaşık 130 sene (1865 – 1991) Rus Soviet Sosyalist Cumhuriyetler içinde olan ve  Orta Asya'da, Sovyet Birliği'nden bağımsızlığını kazanmış Türk lehçelerinden Özbekçe konuşan bir bu ülke 32 milyonluk nüfusuyla, batı ve kuzeyden Kazakistan, doğudan Kırgızistan ve Tacikistan, güneyden Türkmenistan ve Afganistan ile çevrilidir.

Yüzey Şekilleri; Ülkenin Pamiı Dağları’nın uzantılarıyla kaplı olan güneyi, en yüksek bölgeyi oluşturur.Altay ve Tanrı dağları arasında verimli Fergana Vadisi uzanır. Ülkenin orta bölgesinde Kızılkum Çölü geniş alan kaplar. Kuzeyde Aral Gölü’nün güney yarısı ülke topraklarında kalır. Güneyde dağlık alandan doğan Asya’nın önemli ırmakları Amu Derya, Siri Derya ve kolları Zerafşan, Çircik ve Angeran geniş deltalar oluşturarak Aral Gölü’ne dökülürler. Verimli Amu Derya Ovası ve Üstyurt düzlükleri, deltanın birer parçasıdır. Fergana Vadisi, Siri Derya, Kiva Vadisi, Amu Derya, Buhara ve Semerkant çevresindeki tarım alanları Zerafşan; Taşken çevresi Çirçik ve Angeran ırmakları tarafından sulanır.

COĞRAFYA

 

Yüzölçümü: 447.400 km2.

Başkenti: Taşkent.

Dil: Özbekçe (resmi), Rusça. Resmi dil, Türkçenin bir kolu olan Özbekçedir. SSCB döneminde resmi dil olan Rusça ikinci sırada önemini korumaktadır.

Din: Müslüman (Sünni), az sayıda Ortodoks.
Özbeklerin tümü Sünni Müslü-madır. SSCB döneminde kısıtlı olan dinsel etkinlikler, bağımsızlıktan sonra anayasal güvence altına alınmıştır. Müslümanlıktan sonra en büyük dinsel grubu Ortodokslar oluşturur.

İklimi; Ülke ikliminde kuraklık ve karasallık belirgin özelliklerdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk geçer. Başkent Taşkent’te ocak ayı ortalama sıcaklığı -0.3°C, temmuz ayı ortalaması sıcaklığı 27.1°C’dir. Dağlık alanlar dışında yağış düşüktür. Çölde 100 mm dolayında olan yağış, yükseklerde 300 mm’ye çıkar.

Bitki Örtüsü ve Hayvanlar; Ülkenin coğrafya yapışma bağlı olarak bitki örtüsü de büyük değişiklik gösterir. Kızılkum Çölü ve Üstyurt Yaylası’nda çalımsı bitkiler ve bozkır örtüsü dışında bitki örtüsü görülmez. Orman örtüsü dağınık bir biçimde daha çok doğuda görülür.

Doğal hayvan varlığı da çöllük alanlar içinde daha çok sürüngenlerin yaşam alanını oluşturur. Sulak alanlarda ise daha çok kuş türlerine rastlanır. Ayı, kurt, tilki, antilop, yabandomuzu gibi vahşi ortama uyum sağlamış hayvanlara da rastlanır.

Tarım: Kuraklık tarım için sınırlayıcı bir etken olmakla birlikte, ırmaklardan yararlanılarak vadi boylarında ve yoğun sulama sistemleriyle uygun alanlarda tarım yapılmaktadır. Sulamayla gelişen tarım, Fergana Vadisi, Zerefşan ve Taşkent çevresinde yoğunlaşmıştır. Ülke pamuk üretiminde eski SSCB ülkeleri arasında birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Pamuğun yanı sıra ipek, sebze, pirinç, üzüm ve yüksek düzlüklerde tahıl tarımı yapılır.

Hayvancılık: Batıdaki çöl ve çöl halindeki bölge hayvancılığa sığır, inek, koyun,, domuz vb ayrılmıştır. Yöreye özgü bir koyun cinsi olan, postu değerli karakul koyununun üretiminde verimin artırılmasıyla ilgili çalışmalar, Semerkant’ta kurulan bir enstitü tarafından yürütülmektedir.

Endüstri: Çimento, kâğıt, deri, dokuma, giyim, içki, besin, demir-çelik, tarım makineleri, elekto-kimya, süper-fosfat, petrol arıtımı vb endüstri dallarını içeren 1.600’ü aşkın fabrika ülke endüstrisine katkıda bulunmaktadır. Doğal Kaynaklar; Kömür, doğal gaz, bakır ve kükürt ülkedeki başlıca yeraltı kaynaklarıdır.

 

Özbek Mutfak Kültürü

https://pbs.twimg.com/media/CLth-IqVAAA5VBM.jpg 

Özbek millî mutfağı Orta Asya Türk mutfak geleneğinde sınırsız sayıda tür çeşitliliği ve zenginligine, hemde Orta Asya ülkelerinde haklı bir üne sahiptir. Özbek beslenme sistemi ve mutfak geleneğini belirleyen unsurlar arasında halkın hayat tarzı, gelenek ve görenekler, insanların ortak karakterleri, yiyecek pişirme teknikleri, yörenin iklim şartları ve diğer ekolojik unsurların büyük payı vardır. Orta Asya davet sofralarını süsleyen Özbek Pilavı, iri parçalar halinde kesilen kuzu etinin lezzeti, havuç ve soğanın aroması yanı sıra tane tane dökülen pirinci ile vitamini bol, doyumsuz bir yemek. Yöresel lezzetler seviyorsanız bu yemeğin tarifini kaçırmayın. Özbek yemekleri çok doyurucu ve yüksek kalorilidir. Pilavın ise Özbek mutfağında özel bir yeri bulunmaktadır. Çünkü pilav Özbek mutfağının başyapıtıdır ve başlı başına ana yemek
olarak kabul edilir. Onlarca çeşidi olan pilavın her yörede ayrı ve kendine özgü yapılış şekli vardır. Semerkand, Buhara, Fergana ve Andican yöresi pilavları malzeme ve pişirme tekniği yönünden farklıdır.

Özbek sofrasında meyveler önemli yer tutar. Ülkede bol miktarda yetiştirilen üzüm, kayısı, şeftali, armut, kavun, karpuz, ceviz, erik, kiraz, ayva, incir, taze olarak tüketilmesi yanında; kurutma, reçel-marmelât olarak da sofralara getirilir. Son zamanlarda bazı yörelerde limon, portakal, mandalina ve hurma da yetiştirilmeye başlanmıştır.

Kışın da olsa kavun ve karpuz misafire mutlaka ikram edilir. Kıraç topraklarda yetiştirilen, çöl kavunu adıyla anılan çok tatlı kavunlardan yapılan kurutmalar tatlı niyetine yenir.

http://www.advantour.com/img/uzbekistan/cuisine/kebab2.jpg

Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayalı Özbekler, süt ve sütün türevlerinden yapılan besin maddelerine büyük önem verirler. Ülkede en çok koyun ve keçi ile sığır, bazı yörelerde at ve deve de yetiştirilir. Bunların sütlerinden kımız ve şubat yapılarak tüketilir.

İslâmiyet’in yasakladığı domuz, et ve yağ olarak bu mutfakta hiç yer almaz. Ancak, ülkede yaşayan gayri Müslimler tarafından kullanılır. Yemeklerde çok miktarda soğan vardır. Mantı ve yemeğe girecek kıymada ince kıyılmış soğan kullanılır. Sos ve garnitür geleneksel Özbek mutfağında yok denecek kadar azdır. Esas yemekler ya kızartılır, ya da kendi suyunda pişirilir.

Özbek mutfak kültüründe ete olan rağbetlerinin yanısıra hamur işlerinin de çok önemli yeri vardır. Hamur işleri çoğu zaman ana yemek olarak sofralarda yerini alır. Somsa(samsa) üçgen şeklinde bir tür börektir ve çoğunlukla kıymalı soğanlı hazırlanır. Honim(hanım)da da kıyma, soğan, havuç ve biberiye gibi malzemeler kullanılır. Yanında yoğurt, domates sosu ile ve çayla birlikte servis edilir.

 

http://trust-travel.uz/assets/images/tour-program-fotos/Cuisine/Uzbek-bread.jpg

Özbek mutfağında yemek pişirme teknikleri de gelişmiştir. Tandırda/pişen ekmek ve hamur işleri ile yemeklerin çok lezzetli olduğu bilinmektedir. Ayrıca yüksek ateşte buharla pişirmek için geliştirilen alüminyum ya da paslanmaz çelik tencereler yemeklerin lezzet ve beslenme değerlerine olumlu katkılarda bulunmaktadır.

Özbekistan Hakkında Bilinenler Ve Az Bilinenler

  • Nüfusu yaklaşık 32 milyondur.
  • Başkenti Taşkent’te 3 milyon kişi yaşamaktadır.
  • Sovyetler Birliğinden 1991 yılında ayrılarak bağımsızlığına kavuşmuştur.
  • Yönetim biçimi cumhuriyettir.
  • Nüfusun yüzde 90’ı Müslümandır.
  • Para birimi Özbek Somu dur.
  • En çok konuşulan diller, Özbekçe, Rusça.
  • Khazret Sultan tepesi 4643 metre ile ülkenin en yüksek noktasıdır.
  • Özbekistan’ın en büyük, dünyanın 4. büyüğü Aral gölü hızla kurumaktadır. 68.000 kilometre karelik gölün bugün yaklaşık 6.000 kilometre karesinde su kalmıştır.
  • Kızıl Kum çölündeki Muruntau altın madeni dünyanın en geniş alana yayılmış altın madenidir.
  • Dünyanın en büyük 4. Altın üreticisidir.
  • Dünyanın en büyük 5. Pamuk üreticisidir.
  • Dünyanın en büyük 7. Uranyum yataklarına sahiptir.
  • Doğal gaz ve petrol yatakları sayesinde enerji olarak kendi kendine yeten bir ülkedir.
  • 1977 yılında yapılan metrosu ile Orta Asya ülkelerinde ilk metroya sahip olmuş ülkedir.
  • Taşkent metrosundaki bazı duraklar Moskova metrosu gibi oldukça süslü duraklardır.
  • Doppi adı verilen eskiden sadece erkeklerin giydiği başlık artık kadınlar tarafından da kullanılıyor.
  • Bir erkeğin Doppi’sinin düşmesi çirkin ve ayıplanacak bir hareket olarak kabul edilir.
  • Ülkede erkekler ile kadınların el sıkışmasının hoş karşılanmaması Özbekistan hakkında bilmemiz gereken önemli bir bilgidir.
  • Erkeklerin el sıkışırken sol ellerini kullanması hakaret olarak kabul edilir.
  • Bir erkek bir kadını elini kalbinin üstüne koyarak selamlar.
  • Özbek geleneklerine göre misafir evin giriş kapısından mümkün olan en uzak noktaya oturtulur.
  • Genç kızlığa geçişin ilk şartı üstü desenli tandır ekmeği yapmayı öğrenmektir.
  • Kutsal olarak kabul edilen ekmek her evde bulunan tandırlarda yuvarlak kalıplar kullanılarak yapılır, üstü desenlerle ve susamla süslenir.
  • Özbekler ekmeğin ters konulmasının kötü şans getireceğine inanırlar.
  • Meşhur Özbek pilavı M.Ö 4 yüzyıldan beri yapılmaktadır.
  • Özbek pilavı tarifi ünlü filozof ve tıp bilgini İbn-i Sina ‘nın kitaplarına girmiş olması Özbekistan hakkında mutfağı ile ilgili önemli bir bilgidir.
  • Yapıldığı yöre ve eklenen malzemeye göre 100’den fazla Özbek pilavı çeşidi vardır.
  • Eve misafir geldiğinde pilavı evin erkeği pişirir.
  • Özbekler pilavın yanında sadece yeşil çay içerler.
  • Dünyanın en tatlı kavunlarını yetiştirirler.
  • Evlilik öncesi çiftin bol çocugu olsun diye yataklarında çocuk yatırılır.
  • Özbekçe’de biri için Öldü denmez, emaneti teslim etti denir.
  • Türkiyede 1500 civarı Nasreddin Hoca hikayesi anlatılırken bu sayı Özbekistan’da 3000’dir.

 

Özbekistan Tarihi

Özbekistan, Doğu ile Batı arasındaki Büyük Ipek Yolu karavan güzergahlarının kalbi olarak, M.Ö III. ve II. Yuzyillarda Baktria, Harzem ve Sogdiana gibi büyük devletler, ticaret,  kültür ve eğitim merkezleri olarak bilinmekteydi. 6-7 Yüzyılında, Ismaliyet gelmeden önce bölgede Budist ve Zerdüşt dinleri kabul edilmekteydi Amu Darya Küzeyindeki bu bereketli bölgedelere Araplar (7-8 Yüzyıl) Islam dinini getirdikleri dönemlerde, Buhara, Semerkant, Hiva şehirleri Islam eğitim merkezi olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu topraklara “Mevaraünnehr” yanı “Nehrin Ötesi” adını vermişler. Bölgede geniş bir alan üzerinde hüküm süren ve Müslüman Türkler tarafından yönetilen ilk devlet Karahanlılar Devleti'dir. Karahanlılar Hanedanlığı 848'den itibaren bölgede hüküm sürmeye başladı ve bu hanedanlığın üçüncü hükümdarı olan ve 924 - 955 yılları arasında hüküm süren Satuk Buğra Han Müslüman olarak Abdülkerim Satuk Buğra adını aldı. Böylece Karahanlılar devleti Müslümanlar tarafından yönetilen bir devlet oldu. Karahanlılar zaman içinde bütün Türkistan'ı hâkimiyetlerine almışlardır. Karahanlılar Devleti 1040'a kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürdü. Bu tarihte Selçuklular'a tabi oldu. 1042'de Batı Kağanlığı ve Doğu Kağanlığı adıyla iki ayrı yönetime bölündü. O tarihe kadar merkezi yönetimi temsil edenler Doğu Kağanları sıfatı almışlardır. Doğu Kağanlığı 1157'ye kadar Selçuklular'a tabi olmuş, bu tarihten sonra Karahitaylar'ın (Moğollar'ın) hâkimiyetine girmiş 1210'da da Nayman Türk İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılmıştır. Batı Kağanlığı ise 1157'ye kadar Selçuklular'a bağlı kalmış, bu tarihten sonra Karahitay'ların, 1207'de de Harezmşahlar'ın hâkimiyetine girdiler. Harezmşahlar 1212'de Batı Karahanlılar'ı tamamen kendi ülkelerine ilhak ettiler. 1207'de Batı Türkistan'ı hâkimiyetine alan Harezmşahlar 1219'da Moğol saldırıları karşısında dağıldılar. Cengizhan Semerkant ve Buhârâyı kuşattı. İşgal edip yaktı yıktı ve târ u mâr etti. Diğer İpek Yolu’nun önemli uğrakları olan büyük şehirleri Termiz, Hiva da moğollar tarafından yağma edilmiştir. Çağatay Devleti'nin dağılmasından sonra (14yüzyıl) bölge ünlü hükümdar Timur'un hâkimiyetine geçti. Timur çevreye seferler düzenleyerek ülkesinin sınırlarını, Afganistan, İran, Hindistan, Anadolu, Irak ve Suriye'nin bir bölümünü içine alacak şekilde genişletti. Ancak onun devleti 1405'te ölümünden sonra parçalandı. Oğulları ve torunları ele geçirmiş olduğu toprakların değişik bölgelerinde hâkimiyet kurdular. Aradan çok zaman geçmeden Timuroğulları'nın hâkim olduğu topraklar Özbek beyleri saldırılarına uğradı. 1428'de Buhara ve çevresinde Özbek Hanlığı kuruldu. Bu hanlık 1599'a kadar ayakta kalabildi. Daha sonra bu topraklar Hive, Buhara ve Hokand hanlıkları arasında paylaşıldı. 19 Yüzyıllar başlarına kadar bu hanlıklar zayıflamaya başladı. Bölgede kurulmuş büyük devletlerin parçalanarak küçük hanlıklara ayrılmış olması Rusların işlerini kolaylaştırdı. 1852'den itibaren Rus saldırılarına maruz kaldıklarında bir güc olamadılar. 1856'da Taşkent'i, 1868'de Semerkant'ı ele geçirdiler. 1864'te Kazakistan topraklarının tamamını işgal ettiler. 1876'da Hokand Hanlığı'nı ortadan kaldırdılar. 1884'te Merv bölgesini işgal ettiler. Böylece Batı Türkistan'ın büyük bir kısmı Rus hâkimiyeti altına girmiş oldu.  Ancak bölgede yaşayan Müslüman halk Rus hâkimiyetini kabullenmek istemedi ve yüz yıllar boyunca işgalcilere karşı değişik yerlerde isyanlar gerçekleştirdiler. Ancak isyanlar organizeli olmadığından ve bölge bölge hareket edildiğinden Rus işgalciler bu isyanları kolayca bastırabildiler.  Rusya'da çarlık yönetiminin zayıflaması üzerine 1917 Mart'ında Taşkent'te bir İslâm kongresi toplandı ve milli bir komite oluşturuldu. Bu komite daha sonra Hokand'da bir Türkistan İslâmi hükümeti kurdu. Ancak hükümeti kuranlar yeterli kadroya ve güce sahip değillerdi. 1917'e Ekim'inde gerçekleştirilen Bolşevik ihtilali sonrasında kurulan Sovyet yönetimi Şubat 1918'de Taşkent'i işgal etti ve yağmaladı. SSCB Merkezi Komitesi 27 Ekim 1924'te Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kurulmasını kararlaştırdı. Özbekistan 31 Ağustos 1991 tarihinde Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. 29 Aralık 1991'de gerçekleştirilen bağımsızlık sonrası ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hâlen bu görevi yürüten İslâm Kerimov cumhurbaşkanlığına seçildi.